Beyazıt katliamı 30’uncu yılında
16/3/2008 · Kategori: HABERLER
Beyazıt katliamı 30’uncu yılında
Ceren Saran
Katliamın üzerinden geçen onca yıla rağmen, yargılamalar sonucunda ceza alan olmadı. Katliamın planlı olduğu da daha sonra ortaya çıktı
İstanbul Üniversitesi’nden toplu çıkış yapan öğrencilerin üzerine bomba atılıp ateş açılması sonucu 7 öğrencinin yaşamını yitirdiği, 41’inin yaralandığı ve Türkiye tarihine 16 Mart katliamı olarak geçen olayın üzerinden 30 yıl geçti.
16 Mart 1978 tarihinde Merkez Kampus’un Süleymaniye Kapısı’ndan çıkmak isteyen öğrencilerin kapıdan çıkmasına izin verilmedi ve öğrenciler Beyazıt Meydanı’na açılan ana kapıya yönlendirildi. Öğrenciler kapıdan çıktığı sırada üzerlerine ‘Merasim Birliği’ ve sivil ülkücüler tarafından kurşun yağdırılmaya başladı. Bombanın da atıldığı saldırıda “Beyazıt Meydanı komünistlere mezar olacak” sloganları yükseliyordu. Hukuk ve İktisat Fakültesi öğrencileri Hatice Özen, Cemil Sönmez, Baki Ekiz, Turan Ören, Abdullah Şimşek, Hamit Akıl, Murat Kurt olay yerinde hayatını kaybederken, çok sayıda öğrenci yaralandı. Üniversite senatosu okulu süresiz tatil etti.
Katliam 10 gün önceden planlanmıştı
Katliamın ardından ortaya çıkan gerçeklere rağmen, davada ilerleme sağlanamadı. Ağustos 1978’de Ali Yurtaslan’ın itirafları, katliamda kullanılan bombanın kontrgerillacı emekli yüzbaşı Mehmet Ali Çeviker’in depolarında Amerikan modeli TNT kalıplarından yapıldığını ortaya çıkardı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. sınıf ülkücüleri arasında görev yapan bir istihbaratçının Emniyet’e verdiği bir bilgide, “Ülkücülerin 8-10 gün içinde İstanbul Üniversitesi çıkışında devrimci öğrencilerin üzerine dinamit atıp, silahlı tarama yapacakları” 7 Mart 1978 tarih, 1.D.2.12780 koduyla Emniyet arşivine girip resmiyet kazandığı halde belirtilen yerde hiçbir önlem alınmadı. Dönemin Toplum Polisi Veli Murat Nebioğlu’nun da, tüm emniyet birimlerine katliamın olacağı yönünde yolladığı resmi yazıda aynı bilgiler yer alıyordu.
Sorumlular yakalanamadı
Üniversite polis amiri Reşat Altay, ülkücü kurşunlarının hedefi olan öğrencileri ana kapıya yönlendirmişti ve saldırganların arkasından koşan polislere “koşma” emri verdi. Katliamdan bir süre sonra Altay, önce İstanbul Terörle Mücadele Şubesi Müdürlüğü, daha sonra da Niğde Emniyet Müdürlüğü görevine getirildi. Ülkü Ocakları Derneği (ÜOD) İstanbul Şube Başkanı Orhan Çakıroğlu, İstanbul Şube yöneticilerinden Mehmet Gül, ÜOD üyesi Sıddık Polat, Ahmet Hamdi Paksoy, MHP Gençlik Kolları Üyesi Kazım Ayaydın, katliamı planlamak ve uygulamak suçundan İstanbul 1 No.lu Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılandı. Yalnızca Sıddık Polat 11 yıl hapis cezasına çarptırıldı, diğer sanıklar hakkında delil yetersizliğinden beraat kararı verildi. Askeri Yargıtay 1982’de Polat hakkında verilen kararı bozdu ve beraat kararı verdi.
Bombalar Çatlı’dan
Katliamda adı geçen ülkücülerden Zülküf İsot, konuşmaması için öldürüldü. Ablası Remziye Aykol 1992’de yaptığı açıklamada, katliamı yapanların kardeşiyle birlikte Latif Aktı, Sıddık Polat ve polis memuru Mustafa Doğan, katliam emrini verenin ise Alparslan Türkeş olduğunu iddia etti.
Avukatlar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu ve 1995’te dava İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tekrar açıldı. Doğan hiçbir zaman bulunamadı, 1997’de hakkında yakalama emri bile çıkarılmadığı ortaya çıktı. Davada Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nden istenen MHP Ana davasının gerekçeli kararında Türkeş dahil bazı MHP yöneticilerinin adlarının bulunduğu sayfaların eksik gönderildiği öğrenildi. Davada ulaşılan başka bir bilgi ise, katliamda kullanılan bombaları Abdullah Çatlı’nın sağladığı idi. 24 Kasım 1997’de görülen duruşmada mahkemece tanık olarak dinlenen emekli Astsubay Oğuz Serçinlioğlu, Çatlı’ya verilen TNT kalıplarının Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından verildiğini dile getirdi. Susurluk Davası’nda ise Altay ile Çatlı’nın 5 kez telefon görüşmesi yaptığı açığa çıktı.
Mahkeme: Terör suçu
İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi istenen belgelerin MİT tarafından gönderilmemesi üzerine aldığı gerekçeli kararda ise “Gerçeğin ortaya çıkmasını sağlayacak her türlü belge ve bilginin mahkemeye sunulması herkes için bir görevdir. İstanbul 6. Ağır Ceza’da yargılaması yapılan eylem bir terör suçudur. Yedi kişi öldürülmüş, birçoğu da yaralanmıştır. Böyle bir davada sanığın bir avukat olarak ele geçirdiği belgeyi mahkemeye sunması gerçeğin ortaya çıkmasına katkıda bulunmaktan ibarettir” denildi. Bir süre sonra davadan sonuç alınamayınca avukatlar, MİT’in mahkemeye müdahale ettiği ve savunma haklarının kısıtlandığı gerekçesiyle davadan çekildi ve AİHM’e başvurdu. (İstanbul/DİHA)
Halepçe Katliamı anmasına ülkücüler saldırdı
Erzincan’da Halepçe Katliamı’nın yıldönümü nedeniyle düzenlenen anma etkinliğine bir grup ülkücü saldırdı. Cumhuriyet Meydanı’nda yapılmak istenen basın açıklamasına, bir grup ülkücü saldırdı. Bunun üzerine ülkücülerle grup arasında kavga çıktı. Bunun üzerine grup Eğitim Sen Şube binasına sığınmak zorunda kaldı. Polisler, Eğitim Sen’i de abluka altına aldı. Açıklama yapan Eğitim Sen Şube binasına sığınmak zorunda kaldı. Polis ekipleri de Eğitim-Sen binasını da abluka altına aldı. (Erzincan/DİHA)
Katliamlar İzmir’de protesto edildi
Beyazıt, Halepçe, Gazi ve Kamışlı katliamları çeşitli siyasi parti ve kitle örgütleri tarafından protesto edildi.
Konak Eski Sümerbank önünde bir araya gelen aralarında DTP, EMEP, ÖDP ve SDP yönetici ve üyelerinin de bulunduğu grup adına basın açıklamasını okuyan Volkan Köse, 16 Mart 1978’de Beyazıt’ta 7 TİP’li öğrencinin, 16 Mart 1988’de Halepçe’de binlerce Kürt’ün, 12 Mart 1995’te Gazi Mahallesi’nde 17 Alevi-Kürt yurttaşın, 2 Mart 2004’te de Kamışlı’da 3 Kürt yurtseverinin katliama maruz bırakıldığını hatırlattı. İnsanlık tarihinin katledenleri hiçbir zaman affetmeyeceğini ifade eden Köse, “Gün daha fazla mücadele etme ve omuz omuza yürüme günüdür. Faşizme ve şovenizme karşı halkların kardeşliği, işçilerin birliği şiarıyla mücadele etme günüdür. Dünyamızı katliamlarla kan gölüne çevirenlere karşı hesap sorma bilinciyle sokağa çıkma günüdür” dedi.
Grup açıklamanın ardından Konak Kemeraltı girişine giderek burada 23 Mart’ta Gündoğdu Meydanı’nda kutlanacak olan Newroz Bayramı kutlamalarına katılım çağrısı yapan bildiriler dağıttı. (İzmir/EVRENSEL)


